Kültür ve Eğitim Tarihimizde Yabancı Okullar/ Prof. Dr. Necmetti

6/8/2007 · Kategori: Edebiyat-Kitap-inceleme

 

LacivertSanat E - Dergi Ekim 2006

YAZI

Kültür ve Eğitim Tarihimizde Yabancı Okullar

Ahmet ÇAYLAR


 

Kültür ve eğitimin iç içe girdiği günümüzde, buna bağlı olarak da eğitim ve kültür sorunları çok sık olarak tartışılmaktadır. Şüphesiz eğitim ve kültür birbirinin ayrılmaz parçasıdır.

 

Atatürk, 6 Temmuz 1921 tarihinde Milli Eğitim Kongresi’nin açılışında şöyle der: “Kültür derken, tarihi ve milli karakterimize uygun bir kültür kastediyorum. Çünkü milli dehamızın, yaratıcılığımızın tam gelişmesi ancak böyle bir kültürle temin olunabilir. Kültür, fikri zeminle mütenasiptir. O zemin milletin öz karakteridir. Gençlerimiz, bu kültür hamlesi içinde yetiştirilmelidir.

 

Geleceğin emanetçisi, teminatı olan gençlerimiz kültürel kimlikleri korunarak, öğretilerek ve geliştirilerek milli kimlik, milli birlik ve milli bilinç duyguları içinde yetiştirilmelidir. Bu amaçlara ulaşabilmek içinde takip edilecek yol, okullardan, kütüphanelerden kısacası “kitap”lardan geçer.

 

Atatürk, 20 Mart 1923 tarihinde Konya Türk Ocağı’nda gençlerle yaptığı bir toplantıda; “Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak, önce bizim kendi benliğimize ve kültürümüze ve milletimize bu hürmeti hissen, fikren ve fiilen, bütün fiil ve hareketlerimizle göstermemiz lazımdır. Milli benliğini korumasını bilmeyen milletler, başka milletlerin avıdır.” der.

 

Bizler Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti olarak mahkum değil hakim; av değil avcı olmalıyız. Bu bakımdan da kültür, eğitim, dil, tarih, sosyoloji alanları başta olmak üzere her alanda bilgi edinip uygulayabilmek için “oku”mak zorundayız.

 

Kültürün devamını sağlayacak en önemli unsurlardan bir tanesi de okullardır. Dil de kültürün taşıyıcısıdır. Bu bakımdan okullarda Türkçe eğitim çok ama çok önemlidir. Dilimizin ve kültürümüzün günümüzdeki en önemli sorunu yabancı okullar ve yabancı dille yapılan eğitimdir. Bu konuya eğilip gönül gözümüzü açacak kitaplardan bir tanesi de Prof. Dr. Necmettin Tozlu’nun 1990 yılında kaleme aldığı “Kültür ve Eğitim Tarihimizde Yabancı Okullar” adlı kitabıdır.

 

Kültürümüzün taşıyıcı ve devam ettirici en önemli gücü okullardır. Özellikle yabancı devletler tarafından kendi ülkemizde, bize yabancı olan, yabancı dille eğitim yapan, tamamen misyonerlik amaçlı çalışmak için kurulan okullar, eski Şark meselesinin  şimdilerde ise Büyük Orta Doğu projesinin en önemli gücü ve etki yaratan koludur.

 

Bu bakımdan, bilincimizi biraz daha açmak ve aydınlatmak adına, Necmettin Tozlu’nun “Kültür Eğitim Tarihimizde Yabancı Okullar” adlı çalışması başucu eseri olarak yerini alabilir.  Osmanlı Devleti’nden günümüze kadar olan süreçte, yabancı okulların etkilerini, işlevlerini görmek açısından mükemmel bir eser olarak belirtebiliriz.

 

Akçağ Yayınları'ndan çıkan kitap 8 bölümden oluşmaktadır.

 

Kitabın birinci bölümünde misyonerlik üzerinde durulmaktadır. “Misyonerliğin Amaçları, Misyonerliğin Osmanlı İmparatorluğu’na Girişi, Amerikan Misyonerliği, Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde Misyonerlik, Misyonerliğin İnsanımız, Cemiyetimiz ve Topyekün Değerlerimize Bakışı” olarak 5 alt bölümlerden oluşmaktadır.

 

İkinci bölümde; misyonerliğin faaliyet alanları, kuruluşları ve okulları olmak üzere ayrıntılı olarak incelenmektedir.

 

Üçüncü bölümde; misyonerliğin kalesi olarak kabul edilebilecek ve bir Amerikalı yetkili tarafından da; “Robert Kolej’in yaptığını hiçbir Amerikan Kurumu yapamamıştır.” sözünü kanıtlayan bilgiler verilmiştir.

 

Dördüncü bölümde; kolejde eğitim ve öğretim; beşinci bölümde yabancı okulların faaliyetleri ve metotları; altıncı bölümde yabancı okullar ve kültürümüz hakkında bilgiler sunulmaktadır.

 

Yedinci bölümde; Hukuki Açıdan, Temel Fikir ve Düşünce Açısından, İşin İçindeki Gizli ve Önemli İş: Ekonomi-Sömürü Düzenin Hazırlanışı Yönünden, Eğitim Öğretim Yönünden Olmak üzere genel bir değerlendirme yapılarak sekizinci bölümde alabileceğimiz tedbirler sıralanmıştır.

 

Son olarak da “Sonuç, Kaynaklar, Kurum İsimleri İndeksi, Yer İsimleri İndeksi” ile kitap bitirilmektedir.

 

Günümüzün modern sömürgeciliğinin nasıl yapıldığını merak edenlerin edinmesi, incelemesi gereken bir kitap olarak karşımızda duruyor Necmettin Tozlu’nun “Kültür ve Eğitim Tarihimizde Yabancı Okullar” adlı eseri.

Doç. Dr. Necmettin Tozlu

"Kültür ve Eğitim Tarihimizde YABANCI OKULLAR"

Akçağ Yayınları:76

Araştırma- İnceleme:16

ISNB: 975-7568-71-6

Baskı Yeri: Ankara

Baskı Yılı: 1991

 

 

Son erişim:16.10.2006

 

Pollyanna/ Eleanor H. Porter

6/8/2007 · Kategori: Edebiyat-Kitap-inceleme

LacivertSanat E - Dergi Eylül 2006 Şiir Ağırlıklı Sayı / YAZI

"Tatlı Limon" Pollyanna Üzerine Kısa Bir İnceleme

Ahmet ÇAYLAR


 

Mantığın duyguların önüne geçtiği, duygularla değil akılla hareket etmeyi öğreten mutluluk oyunu, yaşam öğretisi, tatlı limon POLLYANNA.

 

Çocuk edebiyatında, çocukların psiko-sosyal ve kültürel gelişimlerinde çocuk kitaplarının yeri ve önemi büyüktür, tartışılamaz.

 

Çocukların her yönden  sağlıklı gelişimlerini devam ettirebilmeleri için yaş ve seviyelerine uygun çocuk kitaplarıyla karşılaştırılmaları gerekir. Çocukların hazır bulunuşluluk düzeylerine göre kitaplar, öğretmenler tarafından sunulmalı ve tavsiye edilmelidir.

Eğitim sistemimizde ki en önemli sorun çocuklara sadece bilgi girdisi sağlamaya yönelik öğretim faaliyetlerinin eğitim faaliyetlerine oranla çok önlere çıkması olarak değerlendirebiliriz. Burada asıl önemli olan bilgi girdisiyle beraber “eğitime” çok önem verilmesi gerektiğidir. Çocuk kitapları burada öğretmenin en büyük kozlarından biri olmaktadır.

 

1911 yılında yazılan Pollyanna o günden bu güne bir klasik olmuş hem büyükler  hem çocuklar için bir klasik olmuş kitaptır. Çeşitli baskılarıyla neredeyse her yaş insana hitap etmektedir. Türkçe’ye birçok kişi tarafından çevrilmiş ve birçok da yayınevi tarafından basılmıştır. Dünya toplumu tarafından gördüğü büyük ilgiye karşılık da bir çok “mutluluk oyunu” kaleme alınmıştır.

 

Günümüz toplum hayatının gün geçtikçe maddi değerlere dayanması, manevi inanç ve düşüncelerin gün geçtikçe değerini kaybetmesi, tamamen manevi güce dayanan, bu oyunu oynamayı güçleştirmektedir. Oldukça gerçekçi ve maddiyatçı dünyada romantik bir oyuna ne kadar yer verilebilir oldukça düşündürücüdür.

 

En kötü durumlarda bile mutlu olunabilecek bir neden bulmak nasıl bir güçtür? Nasıl bir güçtür ki bu, hayata tamamen pembe panjurların arkasından bakmayı başarabilmek…

 

Özellikle Amerikalı bir karakter olan Pollyanna -her ne kadar “dünya vatandaşı” olsa da – Amerikan toplumunun tüketici dünyasında var olması veya olabilecek olma ihtimali “Pollyanna’cı” bir düşünce olacaktır.

 

Bir bardağın sürekli dolu tarafını görmek boş tarafını yok saymak bardağın yarısının boş olduğu gerçeğini değiştirmez. Hayattaki mutsuzluklarda mutluluk oyunuyla yok olmaz. Bu nedenle dengeli, sağlıklı bir gelişim için belli bir noktadan sonra Pollyanna’nın mutluluk oyunu kişisel ve toplumsal açıdan sağlıklı sonuçlar doğurmayabilir.

 

Buna rağmen, hayatta başarılı olabilmek günümüz yaşam şartlarında oldukça stresli bir süreçtir. Ayakta kalabilmek, mutlu olabilmek, isyan bayrağını ya da iflas bayrağını açmamak için bu mutluluk oyununa ölçülü, dereceli olarak ihtiyacımız da vardır. Önemli olan her şeyde olduğu gibi terazinin ayarını tutturabilmektir.

 

Günümüzde Pollyanna üzerine yapılan eleştiriler tek yönlü olarak dikkat çekmektedir. Ya olumlu ya da olumsuz taraflar öne çıkartılmaktadır. Aslında çift taraflı eleştiriler daha yapıcı olacaktır. Unutmamak gerekir ki her dönem her insanın bir Pollyanna’ ya ihtiyacı olmaktadır.

 

Edebiyatın en önemli işlevlerinden bir tanesi bireye  “yaşama sevinci” vermesidir. Kişinin hayata tutunmasında, yaşamaktan zevk almasında edebiyat ürünlerinin işlevi büyüktür. Pollyanna’da yaşama sevincinin, hayata bağlılığın ne kadar kuvvetli olduğunu görüyoruz. Hayata bağlılığın bu hayatı ne kadar yaşanılabilir kıldığını hissetmeliyiz. Ancak buna rağmen unutmamak gerekir ki hayata sadece bu açıdan da bakamayız. Mutluluğun değeri böyle anlaşılmaz. Çünkü hayat böyle değil. Günümüz hayatı özellikle çocuklar açısından hiç de toz pembe bir masal oyunu değil maalesef.

 

Edebiyatta, çocuk kitaplarında insan hatalarıyla birlikte verilmelidir. Uç noktalarda örnek karakterler vermek doğru değildir. Bu eserleri okuyacak çocukta bir ezilmişlik, hiçlik duygusu yaratabilir. Kendini kahramandan aşağıda görüp karamsarlığın içine düşebilir. Tam aksine hep kötü, olumsuz yönleri öne çıkan kahramanlar karşısında da çocukta kibirlenme, büyüklenme duyguları baskın hale gelebilir. Her şeyin azının karar, çoğunun zarar olduğunu burada önemle hatırlatmak gerekir.

 

Pollyanna’da aile bağlarının önemi, vurgulanan bir başka önemli konudur. “Polly Teyze” her ne kadar başlangıçta memnuniyetsiz olsa da akrabalık görevini yapacaktır. Toplumda, özellikle akrabalar arasında birlik ve beraberliğe verilen önemi belirtmesi açısından da incelenmesi gereken bir kitaptır Pollyanna.

 

 

 

Son erişim.14.09.2006

 

Kızıma Irkçılığı Anlatıyorum/ Tahar Ben Jelloun

6/8/2007 · Kategori: Edebiyat-Kitap-inceleme

 

LACİVERTSANAT E - DERGİ ARALIK 2006 SAYISI

KİTAPLIK

Kızıma Irkçılığı Anlatıyorum

Ahmet ÇAYLAR


 

Çocuklar, hayâl gücüyle sınır tanımayanlar…

Çocuklar, sorularıyla dünyayı anlamaya çalışan efsunlar…

Çocuklar, anlayamadığımız geçmişimiz ve geleceğimiz….

 

“Çocuk merak eder. Bir sürü soru sorar ve kesin inandırıcı cevaplar bekler. Çocukların sorularıyla oyun oynanmaz, kaçamak yanıtlar verilmez. Fransa’daki göçmenlerle ilgili bir yasa tasarısı için Paris’te düzenlenen bir protesto gösterisine kızım da benimle birlikte katıldı ve beni ırkçılık konusunda sorguya çekti. Uzun uzun konuştuk; ırkçı doğmadığımızı, sonradan böyle olduğumuzu çocuklar başkalarından daha iyi anlar. Kızımın sorularını yanıtlamayı deneyen bu kitap, henüz ön yargıları olmayan ve anlamak isteyen bütün çocuklara sesleniyor. Bunu okuyacak yetişkinlere gelince, umarım yazdıklarım, çocuklarının önceden kestirilemeyecek kadar bunaltıcı sorularını yanıtlamalarına yardımcı olur.” diyor arka kapakta yazar. Yazarın söylediklerine katılmakla birlikte sadece çocuklara değil yetişkinlerinde sorularına cevap verebilecek, defalarca okunması gereken didaktik bir kitap.

 

Birbirini takip eden, birbirinin tamamlayıcısı olarak sorulan sorular ve verilen cevaplardan meydana getirilen kitap, 122 soru ve cevabından oluşmaktadır. Sorular ve sorulara verilen cevaplar  açıklayıcı anlatımla, anlaşılır bir üslupla kaleme alınmıştır. Kitap sadece çocuklara değil toplumun her kesimine hitap etmekte ve her kesim tarafından da okunması gerekmektedir. Özellikle Fransa’nın “sözde soykırım” mı inkâr etmeyi suç sayan yasayı kabul ettiği günümüzde bu önem artmaktadır. Bize “düşünce özgürlüğü, insan hakları…” gibi değerlerden bahseden Batı’nın nasıl bir geçmişe sahip olduğunu da hatırlatan okunması gereken bir eser.  

 

Yazar “giriş” bölümünde şöyle diyor: “Her ne kadar 8-14 yaş arasındaki çocuklar için düşünüldüyse de, gönlüm yazdıklarımın herkes tarafından okunmasından yana: Ana babalar da okumalı.” Yazara katılmamak mümkün değil. Eğitimin ailede başladığı ve ailede atılan temellerin kolay kolay yıkılmadığı veya değişmediği, değiştirilemediği düşünüldüğünde, sadece çocukların sorularıyla köşeye sıkıştığımız zamanlarda yardımcımız olması için değil, geleceğin sahipleri olan çocuklarımızı iyi bir şekilde yetiştirebilmek için de bu kitabı okumak gerekli ve önemlidir. Özellikle yaşadığımız 21. yüzyılda bu önem zirveye tırmanmış durumdadır. Dünyanın her yerinde egemenlik kurabilmek için “süper güç”lerin çekiştiği tarlada ezilen “çimen”ler olmamak, her ne kadar hayal olarak görünse de “dünya barışı” için “düşünebilen bir gelecek” yetiştirebilmek adına okunması gereken bir kitap “Kızıma Irkçılığı Anlatıyorum”. 

 

Yazar sonuç bölümünde şöyle bir cümle kullanır: “Karışmak karşılıklı olarak zenginleşmektir.” İşte, ırkçılıkla olan mücadelenin sloganı, anahtarı olarak kullanılabilecek bir cümle bu. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki; “karışırken kaybolmamak, erimemek” de önemlidir. Çünkü kültürün temelinde öz değerler vardır. Öz değerleri korumak, sahip çıkmak farklı, öz değerlerini zorla evrenselleştirmeye çalışmak farklıdır. Unutmamak gerekir ki varlığımız ancak kültürümüzün devamını sağlayabildiğimiz zaman mümkündür. Öz değerleri korumadığımız, sahip çıkmadığımız sürece evrensel değerlere de ulaşamayız; kukla olmaktan başka!

 

Kapak Resmi:  Siyahlar beyazların oyuncakları mı? Kitabın kapak resmini gördüğümde aklıma gelen ilk soru bu oldu: Siyahlar  beyazların oyuncakları mı? Sizde bakın ve düşünün! Oldukça etkili ve düşündürücü bir kapak resmi hazırlanmış. Sizce de “Siyahlar beyazların oyuncakları mı?”.

s. 50

 

Cezayirlilerin her şeyini aldılar

Adlarıyla birlikte ülkelerini

İlahi dilleriyle sözlerini

Beşikten mezara giden yolda

adım attıran bilgeliği

buğday yüklü toraklarını

Sular çağlayan bahçelerini

Ağızlarındaki ekmeği

ve ruhlarının ekmeğini

 

(…)

 

Her şeyin dışına itildi Cezayirliler

Yaşadıkları toprağın öksüzü

Anısız ve geleceksiz bir bugünün

tutsağı yaptılar onları

 

Cezayirli Şair, Jean Amrouche

Şiir fazla söze yer bırakmıyor. Bugün bize insanlık dersi verenlerin dünyaya neyi miras bıraktığını her alanda tartışmamız gerekiyor. Mıchael Köhlmeıer’in Tanrıların Masalları adlı kitabından Avrupa’nın nasıl kurulduğunun mitolojik öyküsünü – Europa ve Kardeşi Kadmos- okumak gerekiyor. Avrupa’nın tarihine ve bugününe baktığımızda bakalım siz mitolojik öykünün neresine inanacaksınız?          

             

            Kitap hacimli değil. Küçük boyut, 61 sayfa. Konsantre olarak on beş-yirmi dakikada okuyabileceğiniz kalınlıkta. Soruların ve cevapların anlatımı oldukça akıcı. Okumaya başladığınızda bitirince bırakıyorsunuz. Herkese iyi okumalar.

 

Kitabın özgün adı: Le racisme expliqué á ma fille

Yazarı: Tahar Ben Jelloun

Fransızca aslından çeviren: Alev Er

1. baskı: İstanbul, Haziran 1998

Kontiki Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti.

Baskı: Mart Matbaacılık Ltd. Şti.

İşte Hayat Kitaplığı-1

ISBN 975-6903-05-8

 

 

  Tahar Ben Jelloun Kimdir?

 

1944 yılında Fas’ta doğan yazar 1971 yılında Fransa’ya göç ederek Paris’te yaşamaya başlar.Şiir yazmaya ara vermeyen yazar Fransa’ya gittiğinde ilk şiir kitabını yayınlar. Kutsal Gece adlı romanıyla 1987 yılında Fransa’nın en önemli ödüllerinden biri olarak kabul edilen Goncourt Ödülü’nü alır. Bu ödülü alan ilk Fas’lı kişidir. Şair, romancı, denemeci olarak tanınan yazar 1984 yılınsa Mitterand tarafından kurulan Fransız Yazını Yüksek Konseyi’ne de üyedir.

 

Yazarın öğrenim hayatı da önemlidir. Ortaöğrenimini Tanca’da; yükseköğrenimini Rabat’ta görmüştür. Fransa’da sosyoloji ve psikiyatri okumuştur.

 

Türkçe’ye Çevrilen Kitapları:

Tanca’da Sessiz Bir Gün, Hata Gecesi, Yoksullar Hanı, Bay Ahlak’ın Çöküşü, Kör Melek, Kızıma Irkçılığı Anlatıyorum.

 

 

 

Eklenme Tarihi: 03.12.2006

Son erişim 04.12.2006

 

« Önceki ::